20/3/2007 - GÜL YETİŞTİRİCİLİĞİ

Gerekli Faktörler
Toprak İstekleri: Güller oldukça taze, killi-tınlı ve organik maddece
zengin toprakları tercih ederler. Bu topraklar, nemli olduklarında ayağa yapışan,
fakat oldukça çabuk kuruyan, fazla kuru ve nemli olmadıkları zamanlarda
kolaylıkla işlenebilen topraklardır. Fakat genel olarak güller, hemen hemen
tüm bahçe topraklarında yetişebilirler. Ancak, sadece killi, kumlu yada çok
kalkerli gibi ekstrem şartlara sahip topraklarda yetişemezler.
Toprak analiz sonuçlarına göre gülün istekleri şöyledir.
pH...................6-6,5
Tuz
.................% 0,2-0,3
N
....................20-30 mg/100 gr. kuru toprak
P2O5
..............50-80 mg/100 gr. kuru toprak
K2O
................80-150 mg/100gr. kuru toprak
MgO
...............15-25 mg/100 gr. kuru toprak
Mn
..................150-200 ppm 100gr.kuru toprak
Toprak Hazırlığı ve Gübreleme
: Güllerin kolay ve çabuk köklenebilmeleri, gelişip süratle büyüyebilmeleri
için toprağın çok iyi hazırlanması gerekir. Hiç üretim yapılmamış, yeni
topraklar söz konusu olduğunda derin işleme yapılması gereklidir.
Kumun hakim olduğu hafif topraklarda, ağır gübreler (Kompoze güb-reler,
tercihen sığır gübresi ) en iyi sonucu verir. Ağır topraklarda (kilin
hakim olduğu) samanla karışık at gübresi uygundur. Killi-Kalkerli
topraklarda, herdemyeşil bitki artıkları, turba ve hayvan artıklarından
yararlana-biliriz. Toprak şartlarına göre 200 ppm nitrojen ve 150 ppm
potasyum içeren likit gübreler, gerek duyulduğunda demir ve magnezyum
ilavesiyle kullanılabilir.
Işık : Güller havadar güneşli yerlerden hoşlanırlar. Açıkta, sera dışında
yapılan yetiştiricilikte, güneyde duvar diplerinde bulunan yataklar güller için
hiç uygun değildir; çünkü aşırı sıcak ve yakıcı olur. Eğer gülleri
bu gibi yerlerde yetiştirme zorunluluğu varsa,kuvvetli güneş ışınlarından
en çok etkilenen kırmızı renkte var-yeteler seçilmelidir. Tırmanıcı, yayılıcı
güller bu koşullar için idealdir. Bunun dışında beyaz ve pembe renkli
varyeteler seçilebilir.
Işık,
seralarda yetiştirilen bitkilerin gelişmesini en çok etkileyen faktörlerden
biridir. Işık intensitesi yazın en fazla olduğundan yazın gül kesimi daha
fazla olur. Gün uzunluğunun güllerin büyüme ve çiçeklenmeleri üzerinde
bir etkisi yoktur. Yapılan araştırmalarda yüksek intensiteli ( 100 W )
floresan lambalarla yapılan ek ışıklandırmanın gül üretimini % 50-200
arasında artırdığı görülmüştür. Özellikle kısa saplı çeşitlerde
ürün artışı yüksek olmaktadır ( Uzun, 1985 ).
Sıcaklık : Bir çok gül çeşidi için 16 C gece sıcaklığı
uygundur. Güneşli günlerde seradaki sıcaklık bundan 5-7 C yüksek olabilir.
Daha yüksek sıcaklıklarda güllerde gelişme süresi kısalmakta, verim
artmakta, ancak kalite düşmektedir (Çiçek sapı küçülür, sap kısalır
). Yeni dikilmiş güllerde başlangıçta sıcaklık kontrolü çok önemlidir.
Güllerde kritik dönem olarak bilinen, tomurcuğun bezelye büyüklüğünü alıncaya
kadar geçmesi gerekli sürede, sıcaklık 21 C civarında tutulmalı, bundan
sonra 16 C ye düşürülmelidir. Bu şekilde daha kısa sürede çiçek elde
edilir ( Larson,1980 ).
Nem : Sera içi sıcaklığa bağlı olarak oransal nem, güllerin gelişmesi
için uygun düzeyde tutulmadır. Örneğin 24 C de % 60 bağıl nem uygundur.
Fazla nem, sera içi hastalıklarını artırdığı gibi, nem noksanlığı da
gelişmeyi olumsuz yönde etkileyebilir. Bitkide su kaybı artar, gelişme durur
ve sürgünler kısalır.
Geceleri
sera içi neminin düşük olması ( % 40-60 )istenir. Bunu sağlamak için
ısıtma veya iyi havalandırma sistemi gerekir. Elverişli nem koşullarında saplar
daha uzun, çiçek ve yapraklar daha büyük olmakta, dolayısıyla kalite
artmaktadır. Sık sık yapılan yağmurlama sulama (sisteme) külleme ve kara
leke hastalığının yayılmasında etkili olacağından sakıncalıdır.
Karbondioksit (CO2) : Sera güllerinde fotosentez için su ile birlikte
kullanılan önemli bir maddedir. Fotosentez sonucu bitkide büyüme ve gelişme
artar. Havadaki normal CO2 gazı yaklaşık 300 ppm dir. Sera- larda CO2 miktarı
arttırılırsa fotosentez de artacağından güllerin sapı uzar. Goncalar daha
iri olur, dolayısıyla kalite artar. Seralarda CO2 ihtiyacı havalandırmanın
yanı sıra, sera içinde alkol, propan yakılması ile de sağlanabilir.
Havalandırma : Seraların sıcaklığına ve nem oranına bağlı olarak
gerektiğinde havalandırma yapılmalıdır. Havalandırma, sera sıcaklığı
21 C nin üzerine çıktığı zaman yapılmalıdır. Havalandırma ile sera sıcaklığı
ve sera nemi kontrol altına alınır. Ayrıca bitkiler için gerekli olan CO2
ve O2 de sağlanmış olur.
Sulama : Güllerde
dikimden itibaren yeterli sulamaya özen gösterilmelidir. Sulama zamanı ve
miktarı çevre koşullarına, toprak yapısına, bitkinin gelişme durumuna bağlı
olmakla birlikte, sürgün verme döneminde ve yaz aylarında gül, daha fazla
suya ihtiyaç duyar. Budama sonrası, çiçek kesim dönemi ve kış aylarındaki
su ihtiyacı ise daha azdır.
Bir dekar
seranın yıllık su ihtiyacı 2000-2500 ton arasında hesaplanabilir.
Güllerin Dikimi ve Budanması
Dikim : Güllerin
dikiminde en uygun periyodik Kasım ve Mart ayları arasındadır. Fakat gerçekte
15 Ekimden itibaren Nisan sonuna kadar dikilebilirler. Kışın dikim, toprak şartlarının
elverişsizliği nedeniyle uygun değildir. Dikim, geç Nisanda yapılmışsa özellikle
sulamaya büyük özen göstermek gerekir. Söz edilen dikim zamanları çıplak
köklü güller için geçerlidir. Şimdi yetiştiriciler, her mevsim hatta yazın
bile dikilebilme olanağı olan olan tüplü güller yetiştirmektedir.
Gerek bahçecilikte,
gerekse seralarda kesme çiçek olarak yetiştirilen güllerin dikimi çok önemlidir.
Dikim için,
yukarıda anlatıldığı şekilde hazırlanan toprak sahada derinliği 60 cm,
çapı 40 cm olan çukurlar açılır. Çukur dibine, üstten alınan toprak gübreyle
karıştırıldıktan sonra konur. Bundan sonra sıra, güllerin dikime hazır
hale getirilmesine gelir. Buna pratikte “kök tuvaleti “ (dikim budaması)
denir. Amacı, sökümde zedelenen, kuruyan kök uçlarını budamaktır. Ölü
kök uçları kahve rengi olup, bahçe makasıyla kesilerek sarı veya beyaz sarı
rengin ortaya çıkması sağlanır. Toprak içinde, köklerin kesilen kısımlarının
etrafında oluşan yara dokusunun çevresin- den çıkan çok sayıda
kökçükler gülün toprağa sıkıca tutulmasını sağlarlar. Bu
tutunma,eğer gülün kökleri dikim-den önce killi toprak, taze gübre ve
sudan yapılmış bulamaca batırılırsa daha da kolaylaşır. Köklerde yapılan
bu budamaya paralel olarak dal uçları da budanmalıdır. Bu yöntem, bütün
geç dikimler için özellikle önerilir. Dikim budaması yapılan güller, önceden
açılmış olan çukurlara, kökler kıvrılmayacak, doğal durumunu koruyacak
ve aşı noktası hafif olarak toprak içinde kalacak şekilde yerleştirilirler.
Fazla uzun kökler
de budama sırasında uçlarından kesilerek kısaltılabilirler. Gübreyle karıştırılarak
yavaş yavaş köklerin arasına konulur ve çukur tamamen doldurulduktan sonra
etrafına sulama çanağı yapılarak bolca sulanır.
Güllerde Budama : Güllerde Budamanın dört ana nedeni vardır.
1- Gençleştirme
2- Verimi Arttırma
3- Kaliteyi Arttırma
4- Form Verme
Güller
her yıl ne kadar iyi bakılırsa bakılsın, zamanla karşılaştığı, dalların
kısalıp gelişmediği, kurumuş bir hal aldığı görülür. Bu durumda, güllerin
keskin aletle aşı noktasının üstünden kesilmesi hem gençleştirmeye hem
de verimli ve kaliteli çiçek elde edilmesine yardımcı olur. Gençleştirmenin
söz konusu olmadığı, verimin de iyi olduğu güllerde yapılan budama form içindir.
İyi bir form için “V” şeklindeki budama gerekir. Güllerde budama zamanı
kış sonu veya ilkbahar başıdır.
Gül
fidanlarında budama üç şekilde yapılır.
1-) Uzun Budama (yumuşak budama ) :
Dalların dipten itibaren 510 göz bırakılacak şekilde kesilmesiyle gerçekleşir. Bu tip budama çok kuvvetli,
sağlıklı gelişen güllerde, melez çay güllerinde, sarılıcı güllerde
uygulanır.
2-) Kısa Budama (Sert Budama ) : Dallar dipten itibaren 2-4 göz üzerinden
budanır. Bu tip budama genç sürgünlerin kuvvetli ve dayanıklı olmasını,
çiçek dallarının da daha uzun ve kuvvetli olmasını sağlar. Zayıf, güçsüz,
verimli olmayan güllerin çoğu bu şekilde budanır.
3-) Karışık Budama : Gül fidanlarındaki dalların kuvvet, kalınlık,
uzunluk, yaş, verim gibi faktörler gözönünde bulundurulmak suretiyle yerini göre
uzun, yerine göre kısa budanmasıdır. Cinsleri ne olursa olsun pratikte gülleri şu şekilde budanmalıdır.
1.
yıl 2 göz üzerinden
2.
yıl 3-4 göz üzerinden
3.
yıl 5-6 göz üzerinden
4.
yıl 2-3 göz üzerinden
Bu
şekilde yapılan budamayla güllerin hem şekillerini korumuş olur, hem de ömürlerini
uzatmış oluruz. Budanan fidanlar derhal sulanmalı, sulamayla birlikte
sulandırılmış gübre verilmelidir. Budamanın sabah veya akşam üstü
serinliğinde sonbahar-ilkbahar arasında yapılması uygundur.
Güllerde Uç
Alma Teknikleri
Koltuk Filizleri
ve Tomurcuk Alam : Güller genel olarak,
dipten itibaren 1 veya 2 kalın dal ve çok sayıda ince dal meydana getirirler.
Kaliteli gül yetiştiriciliğinde, bitkilerin dipten itibaren birkaç kalın
dal meydana getirmesi istenir, bu da “ uç alma tekniği “ ile sağlanabilir.
Yeni dikilen güller, gelişmeye başladıktan sonra sürgün gelişimi dikkatle
gözlenmeli, sürgünler 2.5-3.0 cm olunca ikinci veya üçüncü beş yaprakçıklı
yaprağın hemen üzerinden sürgün ucu kopartılmak suretiyle “ Erken
Uç Alma “ tekniği uygulanmalıdır. Bu yöntemle,
meydana gelen sürgünlerin daha kalın çaplı olması, bitki üzerinde küçük
çaplı sürgün kalmaması ve sürgünler üzerindeki yaprakların da en büyük
ölçülerine kadar gelişmesi sağlanmış olur.
Doğal
olarak gelişen kuvvetli, orta kalınlıktaki gül sürgünleri çiçek
tomurcukları görülene dek gelişmelerine izin verilir, daha sonra üstteki
ilk beş yaprakçıklı yaprağın altından kesilirler. Bu şekilde “Yumuşak
Uç Alma” tekniği uygulanan güllerin daha
uzun saplı olması sağlanmış olur.
Güllerde
birde “Sert Uç Alma” vardır ki: Bu
da uzun saplı, kaliteli gül elde edilmesi için uygulanır. Sür-günler
alttaki iki adet beş yaprakçıklı yaprağın üzerinden kopartılır.
Filiz alma, güllerde
çiçek sapı ve buna bağlı olarak ta çiçek tomurcuğu sayısını kontrol
altında tutmak amacıyla yapılır. Çünkü uç alma ile ikinci ve üçüncü
derecedeki gözlerin sürgün yapmaları teşvik edilmiş olur. Bunlardan en üst
noktadaki bırakılırken, diğerleri alınarak kontrol yapılır.
Güllerde
ayrıca çiçek sapı üzerindeki tepe tomurcuğundan başka, çeşit özelliğine
göre 2-4 arasında değişen sayıda ikinci derecede çiçek tomurcukları da
vardır. Bunlar nohut iriliğine gelince elle kopartılarak alınmalıdır. Bu
şekilde tepe tomurcuğunun gelişimi engellenmemiş olur.
GÜLLERDE ÜRÜN
PROGRAMLAMA :


Güller,
genel olarak dikimden itibaren kesime kadar üç aylık bir zamana ihtiyaç
duyarlar. Verimi Pazar koşullarına göre ayarlayabilmek ve belirli
periyotlarda münavebeli olarak çiçek elde edebilmek amacıyla bir ürün
programlaması yapmak önemlidir. Bunun için de dikim zamanıyla birlikte uç
alma zamanı ayarlanmalıdır. Uç almadan itibaren gülün kesimine kadar geçen
süre uç alma şekline, zamanına ve varyetelere göre değişiklik gösterir.
Genel
olarak geç ilkbaharda veya yazın bu süre 5-6 hafta iken, kışın 8 haftaya
çıkar. Bunun dışında, “yumuşak uç
alma “ uygulananlar “sert uç
alma” uygulananlara göre 3-7 gün gibi daha fazla bir sürede kesime
gelirler. BU arada seradaki sıcaklık değişmeleri de dikkate alınmalıdır.
Diğer taraftan gülün sap uzunluğu da kesim zamanını etkileyen bir faktördür.
Uzun saplı güller, olgunlaşmaları için daha fazla zamana ihtiyaç gösterirler.
Ayrıca gece sıcaklığını (bir gecede en fazla 1 C olmak kaydıyla) 4-5 C düşürmek
veya yükseltmekle çiçeklenme gecikebilir veya hızlandırılabilir.
Çiçek Kesimi : Bir gül sürgünü incelendiğinde, sürgünün
orta kısmında 2-5 adet beş yaprakçıklı yaprak bunların hemen altında ve
üstünde bir çok üç yaprakçıklı
yaprak ve dar yaprakçıklar bulunmaktadır. Gül tomurcuğunun hemen altında
bulunan, sırasıyla; dar, uzun yaprakçık, üç yaprakçıklı yaprak ve ilk
beş yaprakçıklı yaprakların dibindeki tomurcuklar sivridir. Bunların altındaki
yaprakların dibindekiler ise yuvarlaktır. Sürgünün en altındaki dar yaprakçıkların
dibindeki gözler ise daha düzdür.
Gül
sürgünü üzerindeki tomurcukların durumunu bilmemizin, çiçek kesiminde büyük
önemi vardır. Eğer bu tomurcuklar çiçeklenmeye bırakılırsa, sivri
olanlar kısa saplı güller, dolayısıyla kalitesiz güller meydana getirecektir.
Bu bakımdan çiçek sapının, üstteki ilk beş yaprakçıklı yaprağın altındaki
noktadan kesilmesi gerekir (yumuşak uç alma noktası ). Bu işlem, alttaki
yuvarlak tomurcukların ileride uzun saplı, kaliteli gül meydana getirmelerine
yardımcı olur.
Çiçek
kesim zamanı üzerinde, farklı tür ve varyeteler de rol oynar. Sarı
varyeteler pembe veya kırmızı varyetelere göre daha kapalı halde iken
kesilirken, kırmızı veya pembe varyeteler ise dış petaller açılmaya başlarken
kesilmelidir.
Depolama : Kesilen güller hemen ılık suya konarak 4-5 C hava sıcaklığındaki
depolarda saklanmalıdır. Gülleri daha uzun süre (2 hafta) saklamak
gerekiyorsa –1 C ile 1 C arasında bırakmak gerekir. Ancak güller su içine
konmayıp nem ve hava geçirmez kaplarda saklanmalıdır. Depolamadan sonra
sapların ucu biraz kesilerek 27 C-30 C deki sıcak suya batırılmalıdır. Bu
arada ortam sıcaklığının 4-5 C olması önerilmektedir.
Gül Sorunları,
Hastalık ve Zararlıları
Gül
yetiştiriçiliğinde karşımıza çıkan en büyük sorunlar “Kör Sürgün”
ve “Bozuk Baş” oluşumudur.
1.Kör Sürgün : Güllerin generatif gelişmeye başlaması
gerekirken, vejetatif devrede kalarak yaprak açmaya devam etmesi, böylelikle
sapın ucunda çiçek meydana gelmemesi olayıdır. Yüksek ışık intensitesi
ve yüksek sıcaklık ile kör sürgün arasında ters bir orantı vardır. Işık
intensitesi ve sıcaklık arttıkça kör sürgün oranı azalmakta (%
14-15),tersi durumunda %40’a yükselmektedir.
Bununla
beraber 21 C nin üzerindeki sıcaklıklarda kör sürgün oranı tekrar artış
göstermektedir. Ayrıca, gece-gündüz arasındaki sıcaklık farkının yüksek
olması da kör sürgün oranını arttırır.
Budama
şekli de kör sürgün oranına etki eden önemli bir faktördür. Kuvvetli
budama zayıf budamaya göre kör sürgün oranını artmasına nedendir.
2.Bozuk Baş :
Gül tomurcuklarının ortasındaki petallerin tam olarak gelişemeyerek yassı
ve ondüleli bir şekil almasıyla ortaya çıkar. Bozuk baş oranı da kör sürgünde
olduğu gibi düşük sıcaklık, zayıf ışık intensitesi ve kuvvetli budama
ile artış göstermektedir.
Güllerde
en çok görülen Külleme, Pas, Mildiyö, Yaprak ve Sap Lekesi, Siyah Leke, Kök
Çürüklüğü gibi hastalıklar ve Gül Pseuronu, Afidler, Gül Filiz Arısı,
Gül Kabuklu Biti vb. zararlılara karşı kültürel ve kimyasal savaş yapılmalıdır.
Bunun için; genel olarak işletmelerde temizliğe çok dikkat edilmeli, toprak
ve sera dezenfekte edilmeli serada havalandırma sağlanmalı, fazla nemden
daima kaçınılmalı,fazla azotlu gübre kullanılmamalı, gece-gündüz sıcaklık
farkının çok olmamasına dikkat edilmelidir. Kimyasal savaş olarak özellikle
Mildiyö ve Küllemeye karşı sık sık kükürtlü preparatlar ve
organik fungusitlerle ilaçlama yapılmalıdır.
|